20 Mart 2017 Pazartesi

Dersimiz Basketbol, Konumuz Kimya


SA gönül dostları.
Seküler kardeşlerim sizlere de merhaba.

Direkt konuya dalıyorum. Şimdi malumunuz basketbol #anelizleri yapılırken "kimya" terimi çok kullanılıyor. Evet, bir basketbol terimi olmuş durumda bu, ancak önemli oranda eksik veya hatalı kullanıldığını görüyorum. Daha çok takımdaşlık, arkadaşlık, 'soyunma odasındaki pozitif hava' gibi şeylerin iyiliğini veya yetersizliğini tarif etmekte başvuruluyor kendisine, böyle bir genel kullanım var. Bunu da kapsayan birşey bence ama bu kullanımın ötesinde bir anlama da sahip. Bilim dalı olan kimyadan hareketle burada da topçuların, koçların vs. özellikleri ve bunların yanyana ortaya çıkarabileceği şeylerle daha çok ilintili bence "kimya".

Nasıl mı? Şöyle ki, biliyorsunuz kadro kurarken bazı kurallar var basketbolda. Yani takımınıza müthiş deliciler alıp şutörlerle desteklemezseniz patlama olasılığınız gözardı edemeyeceğiniz ölçüde büyüktür. Veyahut  belli bir yerden atletizm zaafiyeti yaşıyorsanız, başka pozisyonlardan bunu telafi edebilmeniz lazım ki rakibi arkadan izlemeyesiniz  :( Ya da ne bileyim, takıma alfa karakterleri dizip memur gibi işini yapacak adamlar koymazsanız hır çıkabilir. İşte bu gibi durumların olası her birinin takımdaki etkilerine "kimya" demeyi tercih ediyorum ben. Çünkü bu hali daha uygun kimyanın anlamına. İki hidrojen, bir oksijen bir araya gelip su molekülü oluşturuyorsa, biri daha lider karakterli iki ball-handler da bir tutkal 3, bir bitirici 4 ve bir çember koruyucuyla birlikte dengeli bir ilk 5 oluşturabilir. Tabi bunun gibi pek çok kombinasyon var oyunun içinde ama sonuç olarak anlatmak istediğim; hem teknik hem mental olarak oyuncu özelliklerinin birbiriyle uyumu, birbirini tamamlaması veya birbirinin etkisini giderek arttırması/azaltması gibi durumları bu kavramın tanımına tümden sokmak gerek.

Yakın birkaç örnek ele alsak, misal geçen sezonki kemikleşmiş Fenerbahçe 5'ini düşünelim. 2 şutsuz uzunla oynuyor olmalarına rağmen spacing sorunlarını minumum düzeyde hissedip o kadar dominant olabilmelerinde tabi ki Obradovic'in özenle çizdiği ve her aksiyonun tıkır tıkır uygunlandığı setlerin ve bu setleri iyi savunma üzerinden hücuma çabuk yerleşip, çabuk başlatıp rakip takımlar bu spacing zaaflarını ortaya çıkaracak savunma organizasyonuna erişemeden uygulama stratejileri de etkili olmuştur. Ancaaaak, bu 2 uzunun yanındaki diğer 3 ismin Bobby-Bogdan-Datome gibi oldukça keskin şutörler olmasının da işlerini kolaylaştırdığını gözardı edemeyiz. Onlardan biri vasat bir şutör olsaydı bu ilk 5'in kimyası o kadar net oturmazdı. Sonuçta üst seviyede rakipler eninde sonunda zaaflara saldırmayı biliyor ki tüm bu ayarlamalara rağmen F-4'da spacing  probleminden kaçamadılar. Neyse bir başka örnek olarak geçen sezon ve bu sezondaki Efes'e şöyle bir bakış atsak, koçla takım arasındaki kimyanın etkisini de görmek mümkün. Geçen seneki kadronun oynaması gereken atletizm ve tempoyu öne çıkaracak, daha paylaşımcı oyunu Ivkovic oynat(a)madı. Bu da zamanla topun kısaların eline yapıştığı, istikrarsız, kırılgan bir takıma sebep oldu. Ancak devamındaki Ahmet Çakı'nın kısmen ve bu sezon Perasovic'in ise büyük oranda takımı bu oyun tarzına ulaştırdığını ve Efes'in daha iyi bir takım olduğunu da gözlemledik.

Koç faktörü olaya daha farklı boyutlar da katabiliyor tabi. Özel bir örnek olarak; Obradovic gibi oyuncuların kimyasını değiştirip daha sonra takımın kimyasına uydurma gibi ekstra beceriler de görebiliyoruz. Yani, kadroya bakıp bu oyuncu grubu nasıl derli toplu oynar derken Bogdanovic'in savunmada da ciddi bir performans vermesi veya daha yakın örnek Nunnally'nin pozisyonları zorlamadan, doğrusunu oynamaya başlayarak ve tabi ki savunma eforuyla kendini bu seviyede var edebilmesi ve de takımın buradan yürüyebilmesi gibi. Itoudis'in Kurbanov'u bir savunma spesyalistine çevirmesinden tutalım da Trinchieri'nin Melli'yi Nemanja Bjelica'laştırmasına kadar.. Bu tip örnekler çoğaltılabilir, ancak bunlar farklı bir yazının konusu olmaya daha müsaitler. Zaten resme en tepeden bakarsak kulüp, taraftar, lig kimyasını falan da görürüz ki ohooOoo. O kadar derine girme niyetinde değilim, sadece basketbolda kimya duyarı yapasım geldi :( Meramımı anlatabilmişimdir diye düşünüyorum. Ltfn bunu doğru kullanalım, kullanmayanları mute'layalım. Tşk.

Selam ve dua ile. 
Aydınlık günler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder